
Günümüzde kurumlarda yaşanan en büyük sıkıntılardan biri de
teknoloji ile iş dünyası arasındaki boşluktan
kaynaklanmaktadır. Bilgi teknolojileri yöneticisi kuruma
kuşbakışı bakarak, kurumun vizyonu doğrultusunda bir bilgi
teknoloji ve strateji planı çıkarmak ve bunu üst yönetim ile
sağlayacağı mutabakat neticesinde yürürlüğe sokmakla
yükümlüdür. Hazırlanan bilgi teknoloji planı kurumun iş
planı doğrultusunda dönemsellik gösterebilir. Belli
dönemlerde yoğun bir kaynak ihtiyacı ortaya çıkmakta ancak
belli dönemlerde bu kaynak ihtiyacı ortadan kalkmaktadır. Bu
plan oluşturulurken ve uygulanırken kuşkusuz bilgi
teknolojilerini verimli kılmak için iş bilgisine ve güncel
bilgi teknolojisine deneyim ve birkimine sahip uzmanlar ile
çalışmak gerekmektedir. Günümüzde kurumlar kendi içlerinde
barındırdıkları bu uzman kadronun bilgi birikimini güncel
tutmak için bu kriterlere sahip kişilerin sürekli eğitimini
(iş eğitimi, teknoloji eğitimi) sağlamakta, alınan eğitimler
zaman ve maddi kaynak ayrımı gerektirmektedir.
Gerçekte nasıl sağlıklı kalmak için 365 gün tam zamanlı bir
doktora ihtiyacımız yoksa, bilgi teknolojileri yönetiminin
de 365 gün şirketiniz içerisinde uygulanması aslında zorunlu
değildir. Burada önemli olan alt yapıların ve stratejik
planların doğru tesbit edilmesi ve yapılacak olan
yatırımların kısa sürede geri dönüşümün sağlanarak şirket
içerisinde verimliliğin arttırılması ve rekabet avantajının
sağlanmasıdır.
Tüm bu nedenler, bilgi teknolojileri konusunda dış kaynak
kullanımını arttırmaktadır. Günümüzde birçok kurum bu konuda
daha fazla desteği dış kaynak kullanımı aracılığı ile
almaktadır. Ancak bu hizmetin tedarikçi firmalardan alınması
zaman zaman sıkıntılar yaratabilmektedir. Burada önemli olan
“bağımsız bir bakış açısı ile kurumuza özel ve
ekonomik çözümlerin en kısa zamanda devreye alınmasıdır”